Uterin Leiomyoma (Miyom), kadınlarda en sık görülen iyi huylu (benign) tümördür ve tüm yumuşak doku tümörleri içinde ilk sırayı alır. Kadınların yaklaşık %50’sinde saptanan miyomlar, rahim alınması (histerektomi) ameliyatlarının da en sık karşılaşılan nedenidir. Bu tümörler oldukça büyük boyutlara ulaşmasına rağmen hiç şikayet vermeyebileceği gibi, bazen rahim içine (submüköz) yerleşmiş çok küçük bir miyom bile ciddi şikayetlere neden olabilir.
Etyoloji: Miyomlar Neden Oluşur?
Miyomlar rahmin düz kas tabakasından gelişirler. Oluşum nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, vakaların yaklaşık %40-50’sinde kromozomal anormallikler saptanmıştır. Bu genetik değişiklikler, dokunun östrojen ve progesteron hormonlarına verdiği cevabı etkileyerek miyom büyümesini tetikler.
- Risk Faktörleri: Erken yaşta adet görmeye başlama, az doğum yapma veya ilk doğumu ileri yaşta yapma, infertilite (kısırlık) ve doğum kontrol haplarına (oral kontraseptif) erken yaşta (13-16 yaş) başlanması miyom gelişim riskini artırır.
- Kilo ve Hormon İlişkisi: Kilo alımı ile miyom büyümesi arasında doğrusal bir ilişki olduğu düşünülmektedir. Miyomlar çoğunlukla östrojenin yüksek olduğu gebelik döneminde büyürken, hormonların azaldığı menopoz döneminde gerilerler.
Miyom Belirtileri (Semptomlar) Nelerdir?
Rahimdeki miyomların yaklaşık yarısından azı semptomatiktir (şikatete neden olur). Semptomların şiddeti miyomun rahim içindeki yerine, büyüklüğüne ve sayısına bağlıdır. En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Anormal Rahim Kanamaları: Adet miktarında artma, süresinde uzama veya adet döngüsü aralarında kanama (Özellikle submüköz miyomlarda).
- Dismenore: Şiddetli ve ağrılı adet görme.
- Bası Hissi: Karında gerginlik, dolgunluk ve basınç hissi.
- İdrar ve Bağırsak Sorunları: Miyomun idrar torbasına (mesane) bası yapması sonucu sık idrara çıkma veya idrar kaçırma; bağırsaklara bası yapması sonucu kabızlık.
- Disparoni: Cinsel birliktelik sırasında ağrı hissedilmesi.
- İnfertilite (Kısırlık) ve tekrarlayan gebelik (düşük) kayıpları.
Miyom ve Gebelik İlişkisi
Uterin miyomlar, kendiliğinden düşük (spontan abortus) riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Gebelik boyunca artan hormonların etkisiyle miyom hızlı büyüyebilir. Büyüyen plasenta ve fetüsün rahme uyum sağlamakta zorlanması, kötü rahim içi (endometrial) gelişme nedeniyle embriyonun tutunmasının engellenmesi bu düşüklerin temel nedenleridir.
Eğer miyom plasentanın (bebeğin eşi) yakınında bir yerleşim gösteriyorsa; kanama, ağrı, plasentanın erken ayrılması (ablasyo plasenta), erken doğum ve doğum sonu aşırı kanama (postpartum hemoraji) gibi komplikasyon riskleri artar. Ancak unutulmamalıdır ki, miyomu olan pek çok kadın uygun hekim takibiyle hiçbir komplikasyon yaşamadan sağlıklı doğumlar gerçekleştirebilmektedir.
Tanı Nasıl Konur?
Miyom tanısı genellikle rutin jinekolojik muayene ve Ultrasonografi (USG) ile kolaylıkla konulur. Büyük miyomları yumurtalık (adneksiyal) kitlelerinden veya rahmin kendi dokusu içine kanaması olan Adenomyozis hastalığından ayırmak zor olabilir. Bu gibi durumlarda ayırıcı tanı için Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya MR (Manyetik Rezonans) görüntüleme tekniklerine başvurulabilir.
Tedavi Yaklaşımları
Miyomların rahim iç zarına (endometrial kavite) yakınlığı şikayetlerin şiddetini belirler. Hastanın durumuna göre uygulanan tedavi yöntemleri şunlardır:
- İlaç (Medikal) Tedavisi: Cerrahi öncesi kanamayı kontrol altına almak veya miyomu bir miktar küçültmek amacıyla uygulanır. (Örn: Hormonlu spiraller / Mirena). Tam bir yok ediş sağlamaz.
- Myomektomi (Miyomun Çıkarılması): Gelecekte çocuk sahibi olmak isteyen veya rahminin korunmasını talep eden hastalarda sadece miyom dokusunun cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. (Açık, laparoskopik veya histeroskopik yöntemlerle yapılabilir).
- Histerektomi (Rahmin Alınması): Ailesini tamamlamış, çocuk isteği olmayan ve miyomlara bağlı şiddetli kanama/bası şikayetleri yaşayan hastalarda kesin çözümdür.
- Uterin Arter Embolizasyonu: Uygun seçilmiş hastalarda rahmi besleyen damarların tıkanarak miyomun küçülmesini sağlayan alternatif bir yöntemdir.